Ne var ki, bütün bu etkinliklere egemen olan genel düşünce biçiminin yapay bir pozitivizm olması, dil ve tarihe genel kültür bağlamı, kültür sürekliliği ve kültür özümlenmesi içinde bakılmasını engellemiş, genel toplumsal praksisten soyutlanmış bir yapay bilimsellik içinde ele alınmasına; dolayısıyla, geçmişin «tasfiye» edilmesi eğilimine yol açmıştır. Kanımca, Türkiye Cumhuriyeti egemen düşünce biçimi ile Osmanlı İmparatorluğu egemen düşünce biçimi arasındaki ayrım da buradan ileri gelmektedir. Çünkü 19. yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğunda da başlatılan yenileşme etkinlikleri, eskinin ya da geçmişin tasfiyesini değil, korunmasını da gözetmek zorunda kalmış, böylece üst-yapısal, manevi kültür alanında bir «kültür ikiliği» doğmuştur. Batılılaşma sorunsalı çevresinde çokça tartışılan, çeşitli yönleriyle ele alınan bu temel olgu, yeni Cumhuriyet’le birlikte «kültür tekliği»ne indirgenme görünüşünü almış; yani, geçmiş kültürün «tasfiyesiyle, kültür, Batı’dan alınma kültür üstüne oturtulmuştur.
13 ve üzeri her yaş grubu bireylere hitap eden hobi yağlıboya kurslarımız devam etmektedir. Hobi resim kurslarımıza 12 ay boyunca, istenilen tarihte başlanabilmektedir. Yağlıboya kurslarına sıfır çizimle başlanabilir. İstek ve istikrarla çok güzel yağlıboya tablolar yapılabilmektedir.
Çocuklara Yönelik Yağlı Boya Kurslarımız Devam Etmektedir. Yaz Uygulaması Ve Kış Uygulamaları Şeklindedir. Kış Ayında Eylülde Başlayıp Mayısta Biten ve Haziranda Başlayıp Eylül de Biten Farlı İki Grubumuz Vardır
Güzel Sanatlar Fakültelerinde Okuyan Öğrenciler İçin Takviye Kursları Vermekteyiz. İsteyenler Okul Bittikten Sonra Yaz Dönemleri de Yada Kış Döneminde Derslerimize Katılabilmektedir.
Ne var ki, bütün bu etkinliklere egemen olan genel düşünce biçiminin yapay bir pozitivizm olması, dil ve tarihe genel kültür bağlamı, kültür sürekliliği ve kültür özümlenmesi içinde bakılmasını engellemiş, genel toplumsal praksisten soyutlanmış bir yapay bilimsellik içinde ele alınmasına; dolayısıyla, geçmişin «tasfiye» edilmesi eğilimine yol açmıştır. Kanımca, Türkiye Cumhuriyeti egemen düşünce biçimi ile Osmanlı İmparatorluğu egemen düşünce biçimi arasındaki ayrım da buradan ileri gelmektedir. Çünkü 19. yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğunda da başlatılan yenileşme etkinlikleri, eskinin ya da geçmişin tasfiyesini değil, korunmasını da gözetmek zorunda kalmış, böylece üst-yapısal, manevi kültür alanında bir «kültür ikiliği» doğmuştur. Batılılaşma sorunsalı çevresinde çokça tartışılan, çeşitli yönleriyle ele alınan bu temel olgu, yeni Cumhuriyet’le birlikte «kültür tekliği»ne indirgenme görünüşünü almış; yani, geçmiş kültürün «tasfiyesiyle, kültür, Batı’dan alınma kültür üstüne oturtulmuştur.
Ne var ki, bütün bu etkinliklere egemen olan genel düşünce biçiminin yapay bir pozitivizm olması, dil ve tarihe genel kültür bağlamı, kültür sürekliliği ve kültür özümlenmesi içinde bakılmasını engellemiş, genel toplumsal praksisten soyutlanmış bir yapay bilimsellik içinde ele alınmasına; dolayısıyla, geçmişin «tasfiye» edilmesi eğilimine yol açmıştır. Kanımca, Türkiye Cumhuriyeti egemen düşünce biçimi ile Osmanlı İmparatorluğu egemen düşünce biçimi arasındaki ayrım da buradan ileri gelmektedir. Çünkü 19. yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğunda da başlatılan yenileşme etkinlikleri, eskinin ya da geçmişin tasfiyesini değil, korunmasını da gözetmek zorunda kalmış, böylece üst-yapısal, manevi kültür alanında bir «kültür ikiliği» doğmuştur. Batılılaşma sorunsalı çevresinde çokça tartışılan, çeşitli yönleriyle ele alınan bu temel olgu, yeni Cumhuriyet’le birlikte «kültür tekliği»ne indirgenme görünüşünü almış; yani, geçmiş kültürün «tasfiyesiyle, kültür, Batı’dan alınma kültür üstüne oturtulmuştur.