— 1950–1980 yılları arasında ülkemizde oluşan yeni sınıf ve tabakaların dünya görüşlerini, geleceğe yönelik amaçlarını ve bunun düşün-sanat yaşamına yansımasını sosyo-politik bir ütopya olarak niteleme olanağı var mıdır? Sanat-edebiyat-kültür ürünlerinin hayalî düzeyde kaldığı söylenebilir mi?
— Ütopya, gerçekleşme olasılığı olmayan toplum düşleri; bilimsellik-dışı toplumsal-siyasal ham hayaller, yanılsama ve aldatmacalardır. Bu nedenle en önce şu olguyu saptamamız gerekir: Hiçbir sınıfın dünya görüşü, geleceğe yönelik toplumsal amacı aslında ütopik değildir; çünkü her sınıf kendi ideallerini toplumda gerçekleştirmeye çalışır. Ne var ki, sınıflı toplumlarda bu idealler ve amaçlar, her sınıfın kendi çıkarları ve ideolojisi doğrultusunda farklı nitelikler ve özellikler gösterdiği gibi; ideoloji alanında yer alan düşün ve sanat yapıtlarında da bu sınıfların geleceğe yönelik amaç ve görüşleri ister istemez yansımasını bulur. Ama ancak sınıfların geleceğe yönelik amaç ve dünya görüşleri ile toplumun genel gelişme yasaları arasında bir uygunluk varsa, bunlar somut idealler olarak varlıklarını kazanırlar. Belli bir sınıfın dünya görüşü ve idealleri ve çıkarları ile tüm toplumun genel çıkarları çelişkiye düştüğünde, bu idealler toplumsal pratik içindeki değerlerini, varlık nedenlerini yitirerek «ütopya» halini alır; yani, bir toplumsal aldatmaca ve yanılsama olarak öbür sınıflara dayatılmak istenir. Nitekim tüm dünya tarihine baktığımızda sınıflı toplumlarda bunun böyle olduğunu görürüz. Hele burjuvazinin tarihi bunun en tam anlatımıdır. Burjuvazinin tarihinin en başında ve en sonunda «ütopya»cı sanatsal ve düşünsel yapıtların yer alması bunun en somut kanıtıdır.
13 ve üzeri her yaş grubu bireylere hitap eden hobi yağlıboya kurslarımız devam etmektedir. Hobi resim kurslarımıza 12 ay boyunca, istenilen tarihte başlanabilmektedir. Yağlıboya kurslarına sıfır çizimle başlanabilir. İstek ve istikrarla çok güzel yağlıboya tablolar yapılabilmektedir.
Çocuklara Yönelik Yağlı Boya Kurslarımız Devam Etmektedir. Yaz Uygulaması Ve Kış Uygulamaları Şeklindedir. Kış Ayında Eylülde Başlayıp Mayısta Biten ve Haziranda Başlayıp Eylül de Biten Farlı İki Grubumuz Vardır
Güzel Sanatlar Fakültelerinde Okuyan Öğrenciler İçin Takviye Kursları Vermekteyiz. İsteyenler Okul Bittikten Sonra Yaz Dönemleri de Yada Kış Döneminde Derslerimize Katılabilmektedir.
— 1950–1980 yılları arasında ülkemizde oluşan yeni sınıf ve tabakaların dünya görüşlerini, geleceğe yönelik amaçlarını ve bunun düşün-sanat yaşamına yansımasını sosyo-politik bir ütopya olarak niteleme olanağı var mıdır? Sanat-edebiyat-kültür ürünlerinin hayalî düzeyde kaldığı söylenebilir mi?
— Ütopya, gerçekleşme olasılığı olmayan toplum düşleri; bilimsellik-dışı toplumsal-siyasal ham hayaller, yanılsama ve aldatmacalardır. Bu nedenle en önce şu olguyu saptamamız gerekir: Hiçbir sınıfın dünya görüşü, geleceğe yönelik toplumsal amacı aslında ütopik değildir; çünkü her sınıf kendi ideallerini toplumda gerçekleştirmeye çalışır. Ne var ki, sınıflı toplumlarda bu idealler ve amaçlar, her sınıfın kendi çıkarları ve ideolojisi doğrultusunda farklı nitelikler ve özellikler gösterdiği gibi; ideoloji alanında yer alan düşün ve sanat yapıtlarında da bu sınıfların geleceğe yönelik amaç ve görüşleri ister istemez yansımasını bulur. Ama ancak sınıfların geleceğe yönelik amaç ve dünya görüşleri ile toplumun genel gelişme yasaları arasında bir uygunluk varsa, bunlar somut idealler olarak varlıklarını kazanırlar. Belli bir sınıfın dünya görüşü ve idealleri ve çıkarları ile tüm toplumun genel çıkarları çelişkiye düştüğünde, bu idealler toplumsal pratik içindeki değerlerini, varlık nedenlerini yitirerek «ütopya» halini alır; yani, bir toplumsal aldatmaca ve yanılsama olarak öbür sınıflara dayatılmak istenir. Nitekim tüm dünya tarihine baktığımızda sınıflı toplumlarda bunun böyle olduğunu görürüz. Hele burjuvazinin tarihi bunun en tam anlatımıdır. Burjuvazinin tarihinin en başında ve en sonunda «ütopya»cı sanatsal ve düşünsel yapıtların yer alması bunun en somut kanıtıdır.
— 1950–1980 yılları arasında ülkemizde oluşan yeni sınıf ve tabakaların dünya görüşlerini, geleceğe yönelik amaçlarını ve bunun düşün-sanat yaşamına yansımasını sosyo-politik bir ütopya olarak niteleme olanağı var mıdır? Sanat-edebiyat-kültür ürünlerinin hayalî düzeyde kaldığı söylenebilir mi?
— Ütopya, gerçekleşme olasılığı olmayan toplum düşleri; bilimsellik-dışı toplumsal-siyasal ham hayaller, yanılsama ve aldatmacalardır. Bu nedenle en önce şu olguyu saptamamız gerekir: Hiçbir sınıfın dünya görüşü, geleceğe yönelik toplumsal amacı aslında ütopik değildir; çünkü her sınıf kendi ideallerini toplumda gerçekleştirmeye çalışır. Ne var ki, sınıflı toplumlarda bu idealler ve amaçlar, her sınıfın kendi çıkarları ve ideolojisi doğrultusunda farklı nitelikler ve özellikler gösterdiği gibi; ideoloji alanında yer alan düşün ve sanat yapıtlarında da bu sınıfların geleceğe yönelik amaç ve görüşleri ister istemez yansımasını bulur. Ama ancak sınıfların geleceğe yönelik amaç ve dünya görüşleri ile toplumun genel gelişme yasaları arasında bir uygunluk varsa, bunlar somut idealler olarak varlıklarını kazanırlar. Belli bir sınıfın dünya görüşü ve idealleri ve çıkarları ile tüm toplumun genel çıkarları çelişkiye düştüğünde, bu idealler toplumsal pratik içindeki değerlerini, varlık nedenlerini yitirerek «ütopya» halini alır; yani, bir toplumsal aldatmaca ve yanılsama olarak öbür sınıflara dayatılmak istenir. Nitekim tüm dünya tarihine baktığımızda sınıflı toplumlarda bunun böyle olduğunu görürüz. Hele burjuvazinin tarihi bunun en tam anlatımıdır. Burjuvazinin tarihinin en başında ve en sonunda «ütopya»cı sanatsal ve düşünsel yapıtların yer alması bunun en somut kanıtıdır.