Bilineceği gibi, kitle kültürü, 19. yüzyılda, sanayileşme etkinliklerinin büyük boyutlara ulaşmasına, kentlerde emekçi kesimlerin yığınlar halinde yoğunlaşmasına bağlı olarak ortaya çıkmış; özellikle de, kapitalizmin emperyalizm aşamasında, burjuva toplumlardaki karmaşık toplumsal bir olgu biçiminde belirginleşmiştir. Bu olgunun temelindeki gerçek, ileri gelişmiş kapitalist üretim biçimi ile kitlelerin kültürel gereksinimleri arasında yatan çelişkidir. Bu çelişki tarihsel gelişmenin içerdiği bir çelişkidir; başka bir deyişle, uygarlığın bütün gelişmesi zaten sürekli bir gelişme içinde var olagelmiştir; çünkü üretimdeki her ilerleme, aynı zamanda, bu üretimin zenginliklerinden yararlanamayan kesimlerin, yani, büyük çoğunluğun durumunda bir gerileme olmuştur. Kapitalist toplum maddî üretimde ilerleme gösterdikçe, kitlelerin bu üretimin zenginliklerinden yararlanamaması sonucu, kitlelerin kültürel düzeyinde bir gerileme göstermiş; maddî üretimin zenginliklerinin gerçek üreticisi olan geniş emekçi kitleler kendilerini manevî alanda geliştirebilme olanağını bulamamışlardır. Bundan dolayı, kitle kültürü, aslında toplumsal maddî-teknik ilerlemenin değil, ama kapitalist üretim biçiminin kendi çelişkin sonuçlarından biridir.
Anadolu Güzel Sanatlar Eğitim Kurumları “Sıfır Çizimle Gel, Süper Çizimle Git”
Hangi Kursları Katılabilirsiniz
Gurur Tablolarımız İnceleyiniz
Kurs Saatini ve Fiyatlarını Görmek İçin Tıklayınız
Bilineceği gibi, kitle kültürü, 19. yüzyılda, sanayileşme etkinliklerinin büyük boyutlara ulaşmasına, kentlerde emekçi kesimlerin yığınlar halinde yoğunlaşmasına bağlı olarak ortaya çıkmış; özellikle de, kapitalizmin emperyalizm aşamasında, burjuva toplumlardaki karmaşık toplumsal bir olgu biçiminde belirginleşmiştir. Bu olgunun temelindeki gerçek, ileri gelişmiş kapitalist üretim biçimi ile kitlelerin kültürel gereksinimleri arasında yatan çelişkidir. Bu çelişki tarihsel gelişmenin içerdiği bir çelişkidir; başka bir deyişle, uygarlığın bütün gelişmesi zaten sürekli bir gelişme içinde var olagelmiştir; çünkü üretimdeki her ilerleme, aynı zamanda, bu üretimin zenginliklerinden yararlanamayan kesimlerin, yani, büyük çoğunluğun durumunda bir gerileme olmuştur. Kapitalist toplum maddî üretimde ilerleme gösterdikçe, kitlelerin bu üretimin zenginliklerinden yararlanamaması sonucu, kitlelerin kültürel düzeyinde bir gerileme göstermiş; maddî üretimin zenginliklerinin gerçek üreticisi olan geniş emekçi kitleler kendilerini manevî alanda geliştirebilme olanağını bulamamışlardır. Bundan dolayı, kitle kültürü, aslında toplumsal maddî-teknik ilerlemenin değil, ama kapitalist üretim biçiminin kendi çelişkin sonuçlarından biridir.
Bilineceği gibi, kitle kültürü, 19. yüzyılda, sanayileşme etkinliklerinin büyük boyutlara ulaşmasına, kentlerde emekçi kesimlerin yığınlar halinde yoğunlaşmasına bağlı olarak ortaya çıkmış; özellikle de, kapitalizmin emperyalizm aşamasında, burjuva toplumlardaki karmaşık toplumsal bir olgu biçiminde belirginleşmiştir. Bu olgunun temelindeki gerçek, ileri gelişmiş kapitalist üretim biçimi ile kitlelerin kültürel gereksinimleri arasında yatan çelişkidir. Bu çelişki tarihsel gelişmenin içerdiği bir çelişkidir; başka bir deyişle, uygarlığın bütün gelişmesi zaten sürekli bir gelişme içinde var olagelmiştir; çünkü üretimdeki her ilerleme, aynı zamanda, bu üretimin zenginliklerinden yararlanamayan kesimlerin, yani, büyük çoğunluğun durumunda bir gerileme olmuştur. Kapitalist toplum maddî üretimde ilerleme gösterdikçe, kitlelerin bu üretimin zenginliklerinden yararlanamaması sonucu, kitlelerin kültürel düzeyinde bir gerileme göstermiş; maddî üretimin zenginliklerinin gerçek üreticisi olan geniş emekçi kitleler kendilerini manevî alanda geliştirebilme olanağını bulamamışlardır. Bundan dolayı, kitle kültürü, aslında toplumsal maddî-teknik ilerlemenin değil, ama kapitalist üretim biçiminin kendi çelişkin sonuçlarından biridir.