Hiç kuşkusuz, burada da, aslında egemen burjuva kültürünün kitlelerin kültürünü kendi içinde eritme, kendi değerlerine bağımlı kılma amacını görmekteyiz; öyle ki, pratikte bu görüş (sözgelişi, Andre Malraux’nun denediği şekilde), modern burjuva sanatına «kitlesellik» kazandırılması olarak karşımıza çıkmaktadır ki aslında bu, halkın gerçek yaratıcı etkinliğinin ve gücünün geliştirilmesine değil, tam tersine bastırılmasına, burjuva kültürüne karşı ilerici olabilecek ne varsa onların eritilmesine ve geçmişteki ilerici kültür ürünlerinin taşıdığı anlamın, burjuvazinin çıkarları doğrultusunda çarpıtılmasına çalışılmasından başka bir şey değildir.
Böylesine bir kültür anlayışı ise en sonunda «tek bir bütün Avrupa kültürü» ya da «tek bir bütün dünya kültürü» şeklinde ifadesini bulmaktadır. Üçüncü başlıca görüş ise yazımızın birçok yerlerinde değişik anlamlarıyla değindiğimiz «kitle kültürü» görüşüdür. Bu görüş, «seçkinler kültürü»nün karşı kutbunu, bütün gerçek kültürel değerlerden soyutlanarak kitlelerin tüketimine sunulmuş «karşıt kültür»ü, «tüketim kültürü»nü gösterir. Kültürün, sanatsal ürünlerin ticarî meta haline, kitlelerin tükettiği «eğlence» ürünleri haline geldiği kitle kültürü, bu nedenle aslında «kültürsüzleştirme»nin bir aracıdır. Kitle kültürü ile kitleler gerçek kültürden yoksun bırakılırlarken, gerçek kültürel değerler üretmeleri de engellenir.
13 ve üzeri her yaş grubu bireylere hitap eden hobi yağlıboya kurslarımız devam etmektedir. Hobi resim kurslarımıza 12 ay boyunca, istenilen tarihte başlanabilmektedir. Yağlıboya kurslarına sıfır çizimle başlanabilir. İstek ve istikrarla çok güzel yağlıboya tablolar yapılabilmektedir.
Çocuklara Yönelik Yağlı Boya Kurslarımız Devam Etmektedir. Yaz Uygulaması Ve Kış Uygulamaları Şeklindedir. Kış Ayında Eylülde Başlayıp Mayısta Biten ve Haziranda Başlayıp Eylül de Biten Farlı İki Grubumuz Vardır
Güzel Sanatlar Fakültelerinde Okuyan Öğrenciler İçin Takviye Kursları Vermekteyiz. İsteyenler Okul Bittikten Sonra Yaz Dönemleri de Yada Kış Döneminde Derslerimize Katılabilmektedir.
Hiç kuşkusuz, burada da, aslında egemen burjuva kültürünün kitlelerin kültürünü kendi içinde eritme, kendi değerlerine bağımlı kılma amacını görmekteyiz; öyle ki, pratikte bu görüş (sözgelişi, Andre Malraux’nun denediği şekilde), modern burjuva sanatına «kitlesellik» kazandırılması olarak karşımıza çıkmaktadır ki aslında bu, halkın gerçek yaratıcı etkinliğinin ve gücünün geliştirilmesine değil, tam tersine bastırılmasına, burjuva kültürüne karşı ilerici olabilecek ne varsa onların eritilmesine ve geçmişteki ilerici kültür ürünlerinin taşıdığı anlamın, burjuvazinin çıkarları doğrultusunda çarpıtılmasına çalışılmasından başka bir şey değildir.
Böylesine bir kültür anlayışı ise en sonunda «tek bir bütün Avrupa kültürü» ya da «tek bir bütün dünya kültürü» şeklinde ifadesini bulmaktadır. Üçüncü başlıca görüş ise yazımızın birçok yerlerinde değişik anlamlarıyla değindiğimiz «kitle kültürü» görüşüdür. Bu görüş, «seçkinler kültürü»nün karşı kutbunu, bütün gerçek kültürel değerlerden soyutlanarak kitlelerin tüketimine sunulmuş «karşıt kültür»ü, «tüketim kültürü»nü gösterir. Kültürün, sanatsal ürünlerin ticarî meta haline, kitlelerin tükettiği «eğlence» ürünleri haline geldiği kitle kültürü, bu nedenle aslında «kültürsüzleştirme»nin bir aracıdır. Kitle kültürü ile kitleler gerçek kültürden yoksun bırakılırlarken, gerçek kültürel değerler üretmeleri de engellenir.
Hiç kuşkusuz, burada da, aslında egemen burjuva kültürünün kitlelerin kültürünü kendi içinde eritme, kendi değerlerine bağımlı kılma amacını görmekteyiz; öyle ki, pratikte bu görüş (sözgelişi, Andre Malraux’nun denediği şekilde), modern burjuva sanatına «kitlesellik» kazandırılması olarak karşımıza çıkmaktadır ki aslında bu, halkın gerçek yaratıcı etkinliğinin ve gücünün geliştirilmesine değil, tam tersine bastırılmasına, burjuva kültürüne karşı ilerici olabilecek ne varsa onların eritilmesine ve geçmişteki ilerici kültür ürünlerinin taşıdığı anlamın, burjuvazinin çıkarları doğrultusunda çarpıtılmasına çalışılmasından başka bir şey değildir.
Böylesine bir kültür anlayışı ise en sonunda «tek bir bütün Avrupa kültürü» ya da «tek bir bütün dünya kültürü» şeklinde ifadesini bulmaktadır. Üçüncü başlıca görüş ise yazımızın birçok yerlerinde değişik anlamlarıyla değindiğimiz «kitle kültürü» görüşüdür. Bu görüş, «seçkinler kültürü»nün karşı kutbunu, bütün gerçek kültürel değerlerden soyutlanarak kitlelerin tüketimine sunulmuş «karşıt kültür»ü, «tüketim kültürü»nü gösterir. Kültürün, sanatsal ürünlerin ticarî meta haline, kitlelerin tükettiği «eğlence» ürünleri haline geldiği kitle kültürü, bu nedenle aslında «kültürsüzleştirme»nin bir aracıdır. Kitle kültürü ile kitleler gerçek kültürden yoksun bırakılırlarken, gerçek kültürel değerler üretmeleri de engellenir.