Ne var ki, temelinde bu görüşlerin çıkış noktası, devletin bu tür etkinliklerden artık elini eteğini çekmesi gerektiği; daha doğrusu, toplumumuzda sanatsal.-kültürel etkinliklerin devletçe yürütülmesi deneylerinin başarısızlıkla sonuçlandığıdır. Yalnız şunu da hemen belirtelim ki, özellikle Kültür Bakanlığı olgusu çevresinde odaklanan bu tür temelden eleştirilerin bir nedeni, burada «devlet»in değil, «hükümetlersin yetersiz ya da çelişkin tutumları ile bürokratik engellemelerdir. Yani, sonuç şudur: «Türkiye’nin bir kültür politikası olmadığı çok söylenmiştir. Aslında bu yanlış bir yargıdır. Türkiye’nin bugün, kültür alanında resmî bir politikası vardır. Bu politika getirdiği kısıtlamalar ve sınırlamalar yoluyla, kültürel değişme ve gelişmeyi önlemektedir. Böylece de her türlü sanat etkinliği de engellenmektedir. Aslında Türkiye’de demokrasi ile beliren yeni politikacı tipi sade bir sanat bilgisizliği değil, aynı zamanda bir sanat düşmanı olarak ortaya çıkmıştır.» (8) Emre Kongar da (haklı olarak) şunları söylemektedir: «İşte, hem amacı ve doğrultusu tartışmalı olan bugünkü güdümlemeyi önlemek, hem de yaratıcılık üzerindeki olumsuz etkileri ortadan kaldırmak için sanat ve kültür etkinlikleri hükümet denetiminin dışına çıkarılmalıdır.»
13 ve üzeri her yaş grubu bireylere hitap eden hobi yağlıboya kurslarımız devam etmektedir. Hobi resim kurslarımıza 12 ay boyunca, istenilen tarihte başlanabilmektedir. Yağlıboya kurslarına sıfır çizimle başlanabilir. İstek ve istikrarla çok güzel yağlıboya tablolar yapılabilmektedir.
Çocuklara Yönelik Yağlı Boya Kurslarımız Devam Etmektedir. Yaz Uygulaması Ve Kış Uygulamaları Şeklindedir. Kış Ayında Eylülde Başlayıp Mayısta Biten ve Haziranda Başlayıp Eylül de Biten Farlı İki Grubumuz Vardır
Güzel Sanatlar Fakültelerinde Okuyan Öğrenciler İçin Takviye Kursları Vermekteyiz. İsteyenler Okul Bittikten Sonra Yaz Dönemleri de Yada Kış Döneminde Derslerimize Katılabilmektedir.
Ne var ki, temelinde bu görüşlerin çıkış noktası, devletin bu tür etkinliklerden artık elini eteğini çekmesi gerektiği; daha doğrusu, toplumumuzda sanatsal.-kültürel etkinliklerin devletçe yürütülmesi deneylerinin başarısızlıkla sonuçlandığıdır. Yalnız şunu da hemen belirtelim ki, özellikle Kültür Bakanlığı olgusu çevresinde odaklanan bu tür temelden eleştirilerin bir nedeni, burada «devlet»in değil, «hükümetlersin yetersiz ya da çelişkin tutumları ile bürokratik engellemelerdir. Yani, sonuç şudur: «Türkiye’nin bir kültür politikası olmadığı çok söylenmiştir. Aslında bu yanlış bir yargıdır. Türkiye’nin bugün, kültür alanında resmî bir politikası vardır. Bu politika getirdiği kısıtlamalar ve sınırlamalar yoluyla, kültürel değişme ve gelişmeyi önlemektedir. Böylece de her türlü sanat etkinliği de engellenmektedir. Aslında Türkiye’de demokrasi ile beliren yeni politikacı tipi sade bir sanat bilgisizliği değil, aynı zamanda bir sanat düşmanı olarak ortaya çıkmıştır.» (8) Emre Kongar da (haklı olarak) şunları söylemektedir: «İşte, hem amacı ve doğrultusu tartışmalı olan bugünkü güdümlemeyi önlemek, hem de yaratıcılık üzerindeki olumsuz etkileri ortadan kaldırmak için sanat ve kültür etkinlikleri hükümet denetiminin dışına çıkarılmalıdır.»
Ne var ki, temelinde bu görüşlerin çıkış noktası, devletin bu tür etkinliklerden artık elini eteğini çekmesi gerektiği; daha doğrusu, toplumumuzda sanatsal.-kültürel etkinliklerin devletçe yürütülmesi deneylerinin başarısızlıkla sonuçlandığıdır. Yalnız şunu da hemen belirtelim ki, özellikle Kültür Bakanlığı olgusu çevresinde odaklanan bu tür temelden eleştirilerin bir nedeni, burada «devlet»in değil, «hükümetlersin yetersiz ya da çelişkin tutumları ile bürokratik engellemelerdir. Yani, sonuç şudur: «Türkiye’nin bir kültür politikası olmadığı çok söylenmiştir. Aslında bu yanlış bir yargıdır. Türkiye’nin bugün, kültür alanında resmî bir politikası vardır. Bu politika getirdiği kısıtlamalar ve sınırlamalar yoluyla, kültürel değişme ve gelişmeyi önlemektedir. Böylece de her türlü sanat etkinliği de engellenmektedir. Aslında Türkiye’de demokrasi ile beliren yeni politikacı tipi sade bir sanat bilgisizliği değil, aynı zamanda bir sanat düşmanı olarak ortaya çıkmıştır.» (8) Emre Kongar da (haklı olarak) şunları söylemektedir: «İşte, hem amacı ve doğrultusu tartışmalı olan bugünkü güdümlemeyi önlemek, hem de yaratıcılık üzerindeki olumsuz etkileri ortadan kaldırmak için sanat ve kültür etkinlikleri hükümet denetiminin dışına çıkarılmalıdır.»